set Kelime Anlamı ve Kullanımı

    • (i) duruş, oturuş; batma, batış, gurup; akıntı veya rüzgarın yönü; fide; testere dişlerinin çaprazlanması; meyil, eğilim temayül; mizanpli; tenis set; briç yenilgi set square gönye a dead set engel, mâni; av köpeğinin avı göstermesi
    • (i) takım, grup, klik; seri; tiyatro dekor, stüdyo düzlüğü; (sin) set; televizyon veya radyo alıcısı; (mat) dizi a set of teeth diş takımı dinner set sofra takımıi the fast set hızlı yaşayanlar grubu
    • (s) belirli, muayyen; ayarlanmış; adetlere uygun; yerleşmiş; aynı, basmakalıp; verilmiş; değişmez; hazır; düzenli, muntazam
    • (f) (set, ting) koymak, yerleştirmek; batmak, kaybolmak; kuluçkaya yatırmak, kuluçka makinasına koymak; pekiştirmek; dondurmak, katılaştırmak; kurmak, ayarlamak; hazırlamak; doğrultmak, kırık veya çıkığını yerine oturtmak; yön vermek; kakma işi yapmak; bahse girişmek; (saç) sarmak, mizanpli yapmak; (müz) bestelemek; tayin etmek; donatmak, tanzim etmek; bulup yerini göstermek (av köpeği); (matb) dizmek, tertip etmek; dikmek (fidan); pekişmek, katılaşmak, donmak; yönelmek set about başlamak, girişmek, koyulmak, teşebbüs etmek set afloat yüzdürmek set against mukayese etmek, tartmak; kışkırtmak, aleyhine çevirmek set apart bir kenara ayırmak, ayrı koymak; ayırmak, tahsis etmek set a price on someone's head aranılan bir kimsenin kellesine fiyat biçmek set aside bir tarafa koymak; lağvetmek, feshetmek, iptal etmek; kenara bırakmak set at ease yatıştırmak, teskin etmek, rahatlatmak, sıkıntısını gidermek set at large serbest bırakmak set at naught hiçe saymak set at work işe başlatmak set back geri bırakmak, geri almak, ilerlemesini engellemek set back on one's heels şaşkına çevirmek set before önüne koymak, göstermek, anlatmak, arzetmek set bread hamura maya katmak ve dinlendirmek set by bir kenara koymak, ilerisi için saklamak set by the ears boğuşmak set down indirmek, yere koymak; yazmak, kaydetmek; alçaltmak, kibrini kırmak set eyes on görmek; göz koymak set fire to tutuşturmak, ateşe vermek set foot in (bir yere) ayak basmak set forth zikretmek, beyan etmek, meydana koymak, ileri sürmek; yola koyulmak set forward ileri koymak, ilerletmek set free serbest bırakmak, salıvermek set in başlamak; sahile doğru esmek, sahile doğru ilerlemek (met) set in order sıraya koymak, düzeltmek set loose başıboş bırakmak, serbest bırakmak, salıvermek set off ayrı koymak; etkilemek; yola çıkmak; fitillemek; göstermek; belirginleştirmek, süslemek set on saldırtmak, kışkırtmak; üzerine koymak set on edge kamaştırmak (diş); sinirlendirmek set on end dikmek, dikine koymak set on fire tutuşturmak, ateşe vermek set on foot başlatmak set one's cap for (kdili) kancasını takmak, birinin peşini bırakmamak (evlenmek maksadıyle) set one's heart on ele geçirmeye veya yapmaya azmetmek set out yola çıkmak, koyulmak, başlamak; sınırlarını belirtmek; yaymak, göz önüne sermek; resmetmek; daldırmak (fidan) set out for yola çıkmak set out on başlamak set out to e kalkışmak, e koyulmak set over mesuliyeti yüklemek set right düzeltmek, tashih etmek set sail yelken açmak, denize açılmak (gemi) set store by çok kıymetli saymak set the fashion moda çıkarmak, örnek olmak set the pace yarışta nasıl koşulacağını göstermek set the teeth çaprazlamak (testere) set the watch nöbet dağıtmak Set them up! İçkiler benden ! set to girişmek, başlamak set to music bestelemek set to rights düzeltmek, tashih etmek set up havaya dikmek; açmak; kurmak, tesis etmek; işe başlatmak; yükseltmek (ses); ileri sürmek; mevkiini yükseltmek; harflerini dizmek; dik durdurmak; kendine getirmek; gerip tam yerine getirmek (yelken) set up a loud noise yaygarayı basmak set up housekeeping ev açmak set upon üzerine saldırmak veya saldırtmak




online kişi ingilizce öğreniyor veya ingilizce kelime arıyor